![]() |
|
|
SERGİLEME TASARIMI ÜZERİNE
Üç boyutlu nesnenin yok denecek kadar az olduğu, hemen hepsinin iki boyutlu resim, çizim, belge ve yazıdan oluştuğu bir "malzeme"yi sergilemenin "müzece" dili bulunmalıydı. Bu dil, bir müze ile bir sergi arasındaki, kalıcı olanla geçici arasındaki ayrımın belirleyicisiydi. Bu dil, mekân kurgusundan, sergileme tasarımına, aydınlatma anlayışından malzeme seçimine kadar yapılan "herşeyin" hem kendisinin hem birbirleriyle olan ilişkisinin görsel yapısıyla oluşmalıydı. Ve tüketilme süresi ile. Kalıcı olanın tekrara karşı dayanıklılığı, farklı tüketilme isteklerini karşılayabilmesi, bitti derken bitmemiş olması ile... Ve "kurulan" sergi mekânıyla, "olan" sergi mekânının dairesel içiçeliğindeki soğuk-sıcak ilişkisi ile... Sergileme tasarımının temel konsepti mekânı çevreleyen tarihi yapı duvarları içindeki "sarkıt duvarlar" idi. Sergilenenler havada duran bu "duvarların" girintilerinde yeralmalı, saklanmalı, korunmalı (ve aydınlanmalı) idi. Merkezdeki tarihi kasa da "sergilenen"di. Bu nedenle kasa içindeki diğer sergilenenler için "yeni" sergileme elemanlarının aracılığına ihtiyaç vardı. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||