![]() |
|
|
|||||
|
Farklı Külterlerin Ritüellerinde Müziğin Kullanımı
Kültürlerin süreklilik gösterdiğini, birbirleriyle sıkı bir ilişki içinde geliştiğini, bölgeden bölgeye taşınarak yaygınlaştığını, kurumsallaştığını biliyoruz.Bunun sayısız örneklerinden biri şudur? Suriye'de bir demiryolunun yapımını yüklenmiş yabancı firma yetkilileri bir sorun yaşarlar. Tren yolunun geçeceği yerde bir"yatır"bulunmaktadır. Müslüman halk demiryolunun geçmesine karşı çıkar. Fakat proje firmanın planladığı gibi gerçekleşmek zorundadır. Yatırın biraz ileri alınması için bölge halkı sonunda ikna edilir. Kazı yapıldığında o türbede İslamiyetle ilgili herhangi bir buluntuya rastlanmaz. Mezar biraz daha kazıldığında Hıristiyanlığa ait buluntular ortaya çıkar, daha da kazıldığında mezarın Hıristiyanlık öncesine ait olduğu anlaşılır. Anadolu'da herhangi bir kazı yerinde bakıldığı zaman 7¬8 ayrı uygarlığa rastlamak mümkündür. Köy evleri birbirinin üzerine 500, 1000 senelik aralıklarla kurulmuştur. Yine bir örnek vermek daha gerekirse: Konya Çatalhöyük'te yapılan araştırmalarda duvarlardaki birtakım şekillerin bugün orada yaşayan köylülerin halılarında motif yaşamakta olduğu görülmüştür. Bu konuşmanın sonunda yukarıdaki görüşümüzü doğrulayacak pek çok benzerlik ortaya konulmuş olacak. Amaç benzerlikleri bir araya getirmek olmasa da bir zincirin kurgulanması kendiliğinden gerçekleşmiş olacak. Şamanizm dinsel ve günlük inançların toplu bir uygulamasıdır. Latin Amerika'da Hıristiyanlıkla? Ortadoğu, Anadolu ve Mezopotamya'da Müslümanlıkla iç içe geçmiş unsurları görülür. Rıfai, Mevlevi, Bektaşi¬Alevi törenlerinde, ayinlerinde şaman izlerine sıkça rastlanır? yine Anadolu seyirlik köy oyunlarında önemli ölçüde şamanlığın etkisi vardır. Şamanizmin kökleri Budizme, Animizme (canlıcılık)dayanır. Aşağı yukarı buzul çağından itibaren, henüz konuşmayı bilmeyen, ilk insanlar mağara duvarlarına bereketi, bolluğu simgeleyen birtakım resimler çizmişlerdir. Bu evre ileride "Animizm"(canlıcılık), Budizm ve şamanizmle etkileşerek kendinden sonra gelen tüm tek tanrılı dinleri etkilemiştir? Şaman her şeyin bir ruhu olduğuna ve ruhların kaybolmadığına inanır. Hiçbir şey sonsuz olmadığı gibi yok da olmaz. Yeniden, yeniden doğar. Şamanizmde simgeler önemlidir? gök tanrısı iyiliği, yer tanrısı ölümü ve kötü ruhları barındırır. Ayın, güneşin, yıldızların hepsinin birer anlamı ve simgesi vardır. Bunlarla bağlantıyı klan adına şaman kurar ve yürütür. Yanlış olarak büyücü diye, anılan şaman? reisi, başkanı olmayan topluluklarda öncülük yapan liderdir. Bir tür trans ve cezbe haline giren şaman, göklere ya da yeraltına yolculuk yaparak burada ruhlarla, daha çok ataların ruhlarıyla buluşur ve kaybolan eşyaları bulmak, hastalıkları sağaltmak gibi birtakım işleri yerine getirir. Tek tanrılı dinler söz konusu olduğunda ise görev, rahiplere ve şeyhlere düşmüştür. Evrensel saygıyı yöneten, tanrılara bildiren ve geri dönen bir aracı konumundaki şaman, göklere çıkarken kolay ulaşabilmek için şahin, atmaca, puhu gibi kuşlardan ve ayrıca geyik, at gibi hayvanların ruhlarından yardım alır? çünkü hayvanların da ruhları vardır.Ava giderken, avın bereketli geçmesi bir çeşit özür dileme amacıyla, avlanacak hayvanın ruhuyla ilişki kurulur. Ritüelin bir parçası olarak av hayvanlarını çağrıştıracak giysileri giyilir, sesleri taklit edilir. Bazen değişim maskeler takılarak desteklenir. Şamanın en önemli araçlarından biri de davuludur. Davul ve ritm öğesi ruhları uyandırmak ve bir araya toplamak için kullanılır. Davulun ritmi orada bulunanları, ama daha çok şamanı transa hazırlar. At derisinden yapıldığı, şamanı yolculuğa götürdüğü için davula "şamanın atı"denir. Davul konsantrasyonu gerçekleştirir. Yalnız bilinç değişimini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda şamanda ve izleyenlerde iç enerji yükselişi elde edilmesini sağlar. Bütün tarikat zikirlerinde davul ve vurmalı çalgıların sağladığı ritm, temel öğe olarak yer almıştır. Moğol şamanlarında davullar yuvarlak veya oval olup, çapı yetmiş altı santim civarındadır. Daha çok yeraltına seyahat eden, yeraltı ruhlarıyla ilişki kuran kadın şamanların davulları ile öğrenci şamanların davulları farklıdır. Şaman davulunun kasnağı kutsal sayılan kayın ağacından yapılır. (Kayın ağacından gökyüzüne, kutup yıldızına giden bir çizgi olduğu varsayılır ve göğe yolculuklarda bu çizgi araç olarak kullanılır)? Davulların derisi ise geyik, at, tay, dağ keçisi gibi hayvanlardan elde edilir ve deri üzerine yer ve gök tanrıları sembolize eden birtakım resimler çizilir. Şaman davulunun iç yüzünde demir bir parça bulunur ve davulu tutmaya yarar. Çoğu zaman demir tutacak işlevinden farklı işlevler yüklenir. Bir tür "süsleme"de diyebileceğimiz bir biçimde bezenir. Şamanın bağlı olduğu, ulaşmak istediği ruhlardan biri, bebek ve kukla biçiminde davulun içine yerleştirilir. Tutacak yeri bir küçük toteme dönüşür. Davulun çalınış biçimi ve amacı? kötü ruhların davulun içine hapsedilmesi prensibine yardımcı olmalıdır. Hareketler buna yöneliktir.Şamanın elinde, beyaz bir bez gibi görünen tokmak, daha çok tavşan ya da ceylan gibi hayvanların ayağından elde edilir.Tok bir davul sesi elde eder. Şamanizmin önemli unsurlarından biri olan hasta iyileştirme, kadın şamanlar tarafından sürdürülmüştür. Özellikle Mısır, Cezayir, Fas, Tunus, Trablus, Sudan, doğu¬batı Arabistan, Malaya, Hindistan ve İran'da yaygın olarak, hastayı iyileştirmek için kadınlar bu ritüeli gerçekleştirirler. Bunlar "Zâr" törenleri olarak bilinir. İslamiyete uygulanmış büyüsel cin çıkartma sağaltma dansıdır. Sağaltma yollarından biri kişiliklerin bastırılıp yeni boyutlara geçmesidir. Hastalıklara neden olan cinlerle buluşmanın, onları ele geçirmenin yolu da sarhoşluk, esriklikten geçer. Sağaltıcı kimse davul ritimleri sayesinde istenilen noktaya yükselme gerçekleşiyordu.Ayrıca halüsinasyon görülmesini sağlayacak mum ışığı gibi unsurlar kullanılır. Güney Amerika'dakiler koko yaprakları gibi birtakım bitkiler çiğnenir, Sibirya'da Türkler arasında kımız kullanılırdı.Bektaşiler de buna "dem"ve "içki"derler. Sarhoş olmanın, transa geçmenin yollarından biri de arınma ve kendi gövdesine acı vermedir.Örneğin? Rufailer vücutlarına şişler sokarlar. Osmanlı döneminde, Sultanahmet meydanında yapılan şenliklerde Boşnak, Sırp ve Hırvatlar büyük palaları, kılıçları, başlarında sırtlan ve pars gibi hayvanların derileriyle kendilerine eziyet ede ede geçerler? bunlar daha çok şehzadelerin sünnetinde gündeme gelir ve bu şekilde, çocukların çektikleri acıların paylaşıldığı simgelenir. Yunanistan'da "Anesteriya"yortusunda ateş yakılarak kor elde edilir ve insanlar çıplak ayakla korun üzerinde dolaşırlar.Burada amaç nefsin acıyla terbiye edilmesidir. Ateş en önemli arındırıcıdır.
İran merkezli Şii inanışı Muharrem ritüelinde pek çok dramatize ve sözlü edebiyat geleneği yaratmıştır. Hiçbir İslam geleneğinde olmayan acı çekme ritüelleri, müzik eşliğinde yapılan bir dizi törenle gösteriye dönüşmüştür. Bu dramatik gösteriler ve acı çekme ritüelleri Muharrem törenlerinin doruk noktasıdır. Jamaika, Sumatra, Hindistan, Azerbaycan, Anadolu'da bu muharrem törenlerine yaygın olarak rastlanır. 2500 yıllık çok önemli bir edebiyat geleneğine sahip İran'da, bizdeki meddah benzeri biri tarafından kutsal olayların, hikâyelerin aktarılması, Kerbela olaylarının anlatılması resimli panolar halinde hikâye edilir. Bazen birileri bu sırada elleriyle göğsüne vurarak mersiyeler söylerler? bu kişilere "ravzehan" adı verilir. Bunun dışında ritmik yürüyüşlerle zincirlerle kendine vurma, dövünme zaman içinde toplu bir harekete ve devinmeye dönüşür. Ritm artarak hız kazanır. Hırıltılar, sesler, feryatlar bunu destekler. Muharremin 10. günü toplanan gençler şebeh (ya da şebih) yapmak üzere karşılıklı iki sıra olurlar? yüksek sesle dualar okunur, "Ya Hüseyin!"sözleriyle ortalık inlemeye başlar. Beyaz gömlekler giymiş, başları tıraşlı birileri ortaya çıkarak ellerindeki kılıçlar başlarına, alınlarına vurup kan akıtırlar. Tören böylece sürüp gider. Muharrem törenlerinin eksenindeki İmam Hüseyin'in yer alması gibi, başka kültürlerde başka birtakım kişiler karşımıza çıkar. Eski Yunan'da Adonis, Babil'de Tammus, Frigya'da Attis, Mısır'da Osiris törenlerinin muharrem törenleriyle benzerlikleri söz konusudur. Hüseyin ile özellikle Osiris pek çok ortak özellik taşır. Örneğin ikisinin de öldükleri yer bir anda çiçeklerle dolar. Bir de yaşlı anne"Mater Dolarosa"sembolü vardır ki Frigya'nın Kibele'si, Asur'un Milita'sı, Mısır'ın İsis'i, İsa'nın annesi Meryem, Hüseyin'in annesi Fatıma ile benzerlikler gösterir. Dikkatle bakıldığında aşure ritüellerinin Dionisos şenlikleriyle de bağlantılarının olduğu görülür. Tören sonunda dağıtılan lapalar, törenin yemekle sonlandırılması gibi. Bizde, özellikle Bektaşi kültüründe Muharrem taziye ritüeli, "mersiye"denilen bir müzik formunda yoğunlaşır. Her coğrafyada bulunan, ama yerel dille söylenen bir ağıt türü olan mersiye "ehlibeyt"için söylenir. Konu itibariyle zalimlere, yapılan haksızlıklara bir çeşit öfkeyi dile getirir, mazlumalara sempatiyle yaklaşır. Tam bir ağıt değildir. Haksızlığa, kötülüğe karşı öfkenin dile getirilişi olduğunu söylemek daha doğrudur. Bu törenler için tıpkı Karagöz müziğinde olduğu gibi belirli tipler için belirli makamlarda müzikler yazılmıştır. Kalıplardan hareket edilir. Mersiye söylenirken çok fazla hareket edilmez, yavaş yavaş "sine"dövülerek dinlenmesi gerekir. Ahmet Yesevi 12. yüzyılda kurduğu Yeseviye tarikatıyla uygulamalarında "zikre"önemli ölçüde yer verir. Yesevi tarikatı törenleri, şaman ritüellerinden izler taşır. Sonradan Türk oymakları Yesevi inancından etkilenerek bazı özellikleri kendi ibadetlerine taşımıştır. Sesli, sessiz, ayakta, oturarak gibi pek çok zikir şekli bulunmaktadır. Örneğin sesli zikir, zamanla İran'da, Anadolu'da yaygınlaşmıştır. Tüm tarikatlar içinde müziğin yoğun ve olgun biçimde kullanıldığı törenler, Mevlevi sema törenleridir. Mevlevi tarikatına bağlı çok önemli besteciler yetişmiştir. Bazı Mevlevi ayinleri ¬ki çoğu özellikle eski ustalara ait Türk musikisinin şaheserleridir¬zengin saz ve okuyucu topluluğu tarafından ve belirli kural ve usullerle icra edilir. Türk musikisinde"miraciye" denilen formdan sonra en uzun besteler Mevlevi ayinleridir. Törenler için özel olarak bestelenen ve bölümler halinde icra edilen ayinler ¬bölümlere ayrılması ya da birkaç bölümden oluşması bakımından¬ batıdaki senfoni, orotoryo gibi formlara benzerler. Güfteler Mevlana'nın şiiirinden alınmadır ve çoğu zaman Farsça'dır. Ender olarak başka ozanların şiirleri, güfteleri de kullanılmıştır. Mukabele denilen sema törenleri semahanede yapılır. Semahanenin yuvarlağa yakın, sekizgen bir planı vardır. Müzisyenler, yani mutrip için yukarı katta bir bölüm ayrılmıştır. İstanbul gibi çok sayıda mevlevihanenin olduğu şehirlerde her mevlevihanenin zikir, sema günü farklıdır. Sema yapılacağı zaman bir derviş niyaz vaziyetindedir, sağ ayağının baş parmağı sol ayağının baş parmağında durarak, dervişlerin olduğu yere doğru durarak, "Hu, sala"ya da "Vakt¬i sala ya hu" diye uzun uzun bağırır. Dervişler semahaneye özel giysileriyle gelir, kıdemlerine göre belirlenen yerlerde otururlar. Şeyh için ayrılmış bir kırmızı post mevcuttur. Şeyhlik pir makamı olarak kabul edilir ve Hz. Mevlana'yı temsil eder. Sazlar da yerini aldktan sonra tören başlayacaktır. Yunanistan'dan, Geleneksel Yunan Çalgıları Müzesi'nin kataloğundaki bir fotoğrafta, bir keçinin boynundaki çan görülür? bu çan ve benzerleri bir çalgı olarak kabul edilmiş ve müzeye alınmıştır. Bizde ve Yunanistan'da seyirlik köy oyunlarının, özellikle de saya gezme törenlerinin vazgeçilmez gereçleridir adına"kelek" dediğimiz bakır çıngıraklar. Şaman, çıngıraklarla kötü ruhları kovup kaçırıyordu. Bugün herhangi bir Rum¬Ortodoks kilisesine gittiğinizde görürsünüz ki ayin sırasında çıngıraklı buhardanlıklar kullanılır. Cemaatin üzerine çıngırakları çalınarak yöneltilir, tütsü yapılır. Neredeyse tıpkı şaman rahiplerin kötü ruhları duman ve çıngırak sesleriyle kovması gibi. "fallika" olarak adlandırılmıştır. Apokriya festivali günümüzde turisttik bir görünüm almışsa da, bir zaman Dinonisos fallikalarının söylendiği, başıboş, esrik dansların yapıldığı şenliklerdi.
|
||||